16 Nisan 2024 Salı

Çemberin Anası ve Kalabalık Duası' nı izlediysem Bir Terennüm' ü de izlemem kaçınılmazdı. Çünkü neden; Tolga İskit. O önemli bir etken ama tek neden değil. Oyuna ilişkin okuduklarım, bir diğer oyuncu İpek Türktan' ın övülen oyunculuğu ( ki oyunu izlememden kısa bir süre önce Direklerarası Seyirci  Ödülleri Kadın Oyuncu ödülünü aldı) yönetmenin Gülhan Kadim olması, ( yılın yönetmen ödülüne layık görüldü kendileri ) Nuri Bilge Ceylan'ın oyunu  izlemesi merak uyandırmadı değil. Son zamanlar en çok tiyatro izlediğim iki sahne var. Biri Kadıköy Boa bir diğeri de Alan Kadıköy. İkisini de seviyorum ama Alan'ı daha çok. Bu oyun için de oradaydım. Erkenden alınca güzel de bir yerden izleme şansım oldu. İsmiyle müsemma bir oyun. Tam bir terennüm. İki farklı zamanda İstanbul'da sokağa çıkma yasağının yaşandığı Çamlıca'da bir evin salonundayız. Zamanlar ve roller hızla değişiyor ve iki oyuncu maharetlerini en çok da  burada öyle güzel sergiliyor. Bir ailenin sırları çıkarken ortaya arka planda toplumsal olaylar da eşlik ediyor hikayeye. Oyuncuların beden diliyle değişim yaşanıyor. Kostüm, dekor değişmeden. Işığın güçlü etkisi var burada. Tek Kullanımlık Hikaye' de keyifle izlediğim İsmail Sağır burada ışık tasarımla gösteriyor kendini. Hafıza kaybı yaşayan dede ve babaannenin torunlarıyla olan diyaloglarına şahit oluyoruz. Nağmeler oyun boyunca kulaklarımızda. İpek Türktan ne de güzel söylüyor. Oya gibi işlenmiş diyebilirim. Her şey sadelikle ve kararınca uyumlu. Dekoru, kostümü. Çok zarif, sıcacık bir oyun izledik. İki oyuncuyu  çok iyi bulsam da bu kez İpek Hanım daha öndeydi benim için. 


https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/bir-terennum

Haftanın bir diğer sanatsal etkinliğiyse konserdi. Her yılın nisan ayında İngiltere'den gelen arkadaşımla Moda'da buluşma geleneğimizi bu yıl konserle taçlandırdık. Hem de ikimizin de severek dinlediği Cenk Taner ile. Moda Sahnesi'nde akustik bir konser dinledik. Yıllar önce de yine Kadıköy'de bir sahnede dinlemiştim. Özlemişim. Canay Cengen gitarıyla eşlik etti. Cihan Mürtezaoğlu ve Kayra da  konuk sanatçılardı. Kayra'yı ilk kez dinledim ve çok beğendim. Farklı tarzların güzel bir uyumu oldu. Keyifli bir konserdi. 


Miras Norveç edebiyatından bir roman. Vigdis Hijorth yazarı. Ülkede ve çevrildiği dillerde ses getiren, tartışılan bir kitap. 'İnsan ailesini seçemez ama hikayesini anlatmayı seçebilir. ' Her şey babanın ölümüyle başlıyor ve bir kuyunun derinliklerine dalar gibi dalıyoruz. .Karanlık, ürkütücü, yalnızlık hissiyatlarıyla. Bir mirasla aralanır hikayenin sayfaları. Ailenin, yakınların açtığı yaralar, travmalar saçılır çok geçmeden. Bir sır etrafında kahramanımızın yaşamını koruma çabasını görürüz. Gerçek ve okuması bile gerginlik yaratan bir kitap olduğunu belirtmeli. Travma tetikleyici olabilir. Böylesi ağır, travmatik konu cesurca, ajite edilmeden, serinkanlılıkla anlatılmış. Yazar en politik kitabım diyor Miras için. 

'Bir kapı yoktu. Kendi içimde kilitli kalmıştım ben. ' Çarpıcı bir roman. Yazarın edebi dili kadar çevirmen Dilek Başak'ın başarısını da not düşmeli. Siren Kitap'tan çıktı. 


Haftanın şarkısı son albümleriyle tüm şarkılarını beğendiğim Adamlar'dan geliyor. Dal.

Dal kırılır en ince yerinde

Daldı rüyaya gelince derinden

Dal, dal

Bak içeride neler var.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder