31 Ekim 2023 Salı

 Geçen hafta 1977 yılında Vasfi Öngören tarafından yazılan hala sahnelenmekte olan Zengin Mutfağı adlı oyunu izledim. İlk olarak Başar Sabuncu rejisiyle Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş  aynı yıl. İlk günden beri de Lütfü Usta rolü Şener Şen'in. 

15-16 Haziran adıyla anılan büyük işçi eylemleri ekseninde yaşanan olayların bir konağın mutfağından yansımalarını görüyoruz. Sınıf bilincine sahip olmayan Lütfü ustanın değişimini, dönüşümünü izliyoruz.



Şener Şen ilerleyen yaşına rağmen çok etkileyici performans sergiliyor. Oyuncu olduğu kadar yönetmeni de oyunun. Onu sahnede izlemek büyük bir keyif. Aldığı onca rolde bir kere bile tekrara düşmeyen büyük bir oyuncu. Bazen Hababam Sınıfı'ndaki Badi Ekrem ile Eşkiya'daki Baran'ın ya da Züğürt Ağa'nın, Çiçek Abbas'daki Şakir'in  aynı oyuncu olduğuna inanamam.

DasDas Sahnesinde izlediğim bu oyunda genç oyuncular da oldukça iyiydi. Fonksiyonel sahne tasarımı pek çok oyunda karşımıza çıkan Barış Dinçel imzasını taşıyor. Oyunun künyesini incelerken Defne Kayalar'ın da yönetmen yardımcısı olduğunu öğrendim.

Zengin Mutfağı biletlerine Tiyatrolar sayfasından ulaşabilirsiniz.

https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/zengin-mutfagi-1

Hüsnü Arkan dinlemekten mutlu olduğum bir abimiz. (Ona hep böyle derim ) Ezginin Günlüğü ile hepimize unutulmaz şarkılar armağan ettiği gibi epeydir de solo albümler yapıyor. En sonuncusu da 'Kanat Sesleri' adını taşıyor. Sevda Deniz Karali'yle Gel Buluta Bakalım çıktı ilk. Sözleri, melodisi nefis.

Kardeş Türküler, Yasemin Göksu, Zuhal Olcay, Erkan Oğur ile birlikte söylediği şarkılar var albümde. Hepsi birbirinden güzel ama ben Gel Buluta Bakalım kadar Cam Güzelleri'ni sevdim.

Belki siz de dinlemek istersiniz?



25 Ekim 2023 Çarşamba

 Epeydir merak ettiğimiz bir yere tam da havanın güneşli olduğu zamanda gitme şansı yakaladık. Cam ve Billur Müzesine. Müze gezisi için havanın ne önemi var diye düşünülebilir. Cam ve Billur Müzesi'nin içi kadar büyüleyici bir bahçesi var. O yüzden güzel bir havada tadı daha çok çıkıyor. Sevimli tavşanlar çıkıyor karşınıza sık sık. Çocuklar da peşlerinde  Oldukça büyük ve güzel kum parkları, oyun alanları var. Milli Saraylara bağlı burası. Koruluk içinde 117 farklı türden ağaç bulunuyormuş ve yanı sıra yeşilin her tonu. Botanik müzesi de denebilir. Gelelim müzenin içine. Türk camları kadar Avrupa'da Osmanlı sarayları için üretilmiş eserler de bulunuyor.1480 eser 12 tematik bölümde sergileniyor. Kulaklıkla gezmek her müze de olduğu gibi burada da avantajlı. Eserler ve döneme ilişkin bilgi edinmek adına. Girişte ödediğiniz ücretle hem bahçeyi hem müzeyi gezmeniz mümkün.




Filmekiminden bir film yakaladığımdan bir önceki yazımda söz etmiştim. Kadıköy Sineması'nda bu kez sahici festival havası soludum. İtalyan sinemasından Mutlu Günler. Ünlü sinemacı Giovanni 1956 yılında geçen politik bir film çekmektedir. Tam bu esnada evliliği sallantıdadır, kızından bir darbe alır, yapımcı iflas eder. Sinema enstitüsü de üstüne tüy diker. Her şey bu kadar kötü giderken ( kendisi de bu kadar zor biriyken üstelik) mutlu günler gelebilecek midir? Komedi unsurlarıyla, müzikleriyle keyifle izlettirdi diyebilirim.


Oylum Yılmaz'dan 'Ağaçların Rüyası' romanını okudum. Aynı zamanda Duygu Asena Roman Ödüllü yazarla tanışma kitabım oldu. Büyükada'da yaşayan Füsun ve Nihan'ın kapalı evlere girmesiyle başlıyor macera. Rum Yetimhanesi'ne girdiklerinde ise iki yetimin gölgesi ailelerinin üzerine düşüyor. Sırlar ortaya çıkarken Nihan da sırra kadem basıyor. Konuşan ağaçlar, kalpsiz denizanaları, suyu kesilen çiçekler de var.


Bob Dylan'ın efsane şarkılarından I Want You 'nun 1978'daki bir canlı kaydı yayınlandı. Son günlerde bana en çok eşlik eden şarkı oldu kendisi.


10 Ekim 2023 Salı

 İki Tiyatro'nun Canavar adlı oyununu izledim geçtiğimiz hafta. Zorlu PSM %100 Stüdyo'da. İmza günü için küçük bir Anadolu kasabasına gelen ünlü yazar Kemal aynı yerde yaşayan kuzenleri Derya ve Aslı'yı ziyaret eder. Birlikte yaşayan iki kız kardeş bu ani ziyaretten tedirgin olurlar ama artık yapacak bir şey yoktur. Aile, akraba ilişkilerinin 'tadından yenmez' örnekleriyle kah gülerek kah kızgınlık duygusu yaşayarak izledim. Birlikte aile yemekleri olan kapamayı denerler. Onun beraberinde ortaya saçılır pek çok şey. Kemal'in geliş nedeni de belli olur bir müddet sonra.

 Oyun için mağdurlar adına travma tetikleyici uyarısının yapılmış olması çok yerinde. Duygusu ve konusu ağır olan böylesi bir metin öylesine güzel dengelenmiş ki. Gözyaşlarınızı siler, burnunuzu çekerken bir anda kahkaha atarken bulabilmeniz kendinizi çok mümkün.

Oyunun hem yazarı hem yönetmeni Tunç Şahin'in başarısı bu. Yalın, adeta gerçek kuzenlermişcesine sergiledikleri performanslarla Gülçin Kültür Şahin, Tülin Özen ve Emre Hakan Ünal harikalar yarattılar. Hakan Emre için iki kadın arasında biraz geride kalmış yorumunu okudum. Buna katılmıyorum. Ne Olacak Bu Yusuf Umut'un Hali oyununda nasıl bir oyuncu olduğunu gördüm. Buradaki karakter Kemal daha sakindi bana kalırsa. Yusuf Umut delifişek bir kanka tabi. Tüm oyun mutfakta geçince oldukça fonksiyonel bir mutfak dekoru hazırlanmış. Güzel olmuş. Afişe bayıldım. Tek olumsuz gördüğüm şey izlediğim salonda hepimizin aynı hizada izliyor oluşumuzdu. Basamaklı olunca arkalardan bile rahatça izlenebilirken bu şekilde olduğunda önlerde dahi olsanız görüşte aksaklıklar oluyor.

Üzerine düşünüp, empati kurarak, kutsal görülen kimi kavramları sorgulayarak, şaşarak, kızarak, gülerek ve hayran olarak ayrılmak kaçınılmazdı.



Geçen hafta da Filmekimi ile biraz zaman harcadım desem yeridir. Gelen pek çok filmi inceledim, Melikşah Altuntaş'tan filmlere ilişkin hazırladığı kapsamlı bir video izledim ama asıl iş Lale Kartlılardan arta kalan biletlerden bulabilmekti. Yine sitede çökme oldu. Neyse ki bir filme de olsa ( en çok istediklerimden ve festivalin en iyilerinden birine) bilet bulabildim.



Mühür, Kiraz Ağacı kitaplarıyla tanıyıp sevdiğim gazeteci kimliğiyle de bilinen Gökçer Tahincioğlu'nun son kitabı Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm kitabını bitirdim. İletişim Yayınları'ndan çıkan gerçek ve kurmacanın iç içe geçtiği bir yolculuk romanı. S.Ali'nin öldürülüşündeki sır perdesi kadar kendini arama, eksikleri tamamlama çabası. İçine çeken hikayeyi, sade anlatımı, yer yer şiirselliği çok sevdim ama en çok S.Ali'nin kitaplarındaki karakterlerden bazılarının bu kitapta da karşımıza çıkmasından hoşlandım. Kitap bitiminde yaptığım ufak araştırmada edindiğim korkunç gerçekle de sarsıldım.

'Ama dünya insanın yüzüne de çarpar. Küçük dalgaların içinde salınıp dururken, bütün gücünü biriktirmiş bir dalgayla kıyıda, darmadağın bulursun kendini. Unuttuğun ne varsa dikilir karşına. Mutlaka cehenneme düşeceğin bir sırat köprüsüdür hafıza. Öyle olmuştu. Kendi cehennemine düşmüş, dahası yanmayı kabullenmişti.'



Bade Nosa son zamanların en iyilerinden benim için. Kasımda albümü de çıkıyor. Zemheri Bitti adıyla. Geçtiğimiz hafta da albümün üçüncü şarkısı İkinci Perde'yi dinledik. 

'Dipsiz bir dünyanın harbinden sağ çıkabilmenin şerefine' 






4 Ekim 2023 Çarşamba

Geçen Cuma yani 29 Eylül, epeydir heyecanla beklediğimiz 'Kuru Otlar Üstüne' filminin gösterime giriş tarihiydi. Arkadaşımla Masumiyet Müzesi gezisi yaptığımız günün dönüş yolunda biletlerin satışa çıktığını görür görmez almıştık. Böylelikle heyecanla beklediğim filmin bileti bir ay önceden gelen ilk doğumgünü hediyem oldu. Bundan sonraki tek sıkıntı zamandı neyse ki o da geçmekte oldukça maharetli.

Filmi izlemek için Kadıköy Sineması'nı ve ilk seansı seçtik. Ne kadar isabetli karar vermişiz yer konusunda. Epeydir film festivaline gitmiyordum bu şekilde bir nebze de olsa özlem giderdim diyebilirim. Tanıdıklarla karşılaşmak, kalabalık seans, çıtını çıkarmayan seyirci mutlu etti doğrusu.3 saat 18 dk.lık bir filme hazır mıyız diye öncesinde gülüşmedik değil ama kendi adıma su gibi akıp gitti diyebilirim. N.Bilge Ceylan'ın en yüksek tempolu filmi olmasının da etkisi var tabii ki.Uzun diyalogların olduğu bölümler sıkılmak şöyle dursun müthiş keyifli. Bir hafta önce gittiğim İstanbul Modern'deki fotoğraf sergisinden de tanıdık fotoğraflara rastladım. Yönetmenimiz her filminde konusuyla cezbeder, diyaloglarla etkiler ama en büyük sihiri başından beri fotoğrafçılıgıdır. Her kare nasıl bu kadar büyüleyici olabilir. Karlar içindeki görüntüler, portreler öyle güzel ki.


Filmin konusuna ilişkin her yerde yazılıp çiziliyor zaten. Ben konudan ziyade sevdiğim yönetmenlerin filmlerinde bizi sürekli düşünmeye sevk edişinden söz etmek istiyorum. Nefisti dediğim diyaloglu sahneler iki taraflı düşünmeyi de beraberinde getiriyor, seyirciyi de anında içine çekiyor. Düşünüp üstüne tartışırken bulmanız kendinizi, kaçınılmaz. 

Oyuncuların doğallığına ancak şapka çıkarılır ki yönetmenin bu konudaki titizliği malum. Merve Dizdar'ın Cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülü alması sebepsiz değil. Deniz Celiloğlu rolünün hakkını oldukça iyi vermiş bence. Yüksel Aksu, Ece Bağcı, Erdem Şenocak, Münir Can Cindoruk çok çok iyilerdi.


Samet'in ışığı söndürmek için salona gidişi ve dönüp gelişinde biz seyircilere neler oldu?

LP'nin Love Lines adında yeni albümü çıktı. Albüm içinde yer alan Long Goodbye ise benim geçen hafta en çok dinlediğim şarkı oldu sanırım.