15 Aralık 2023 Cuma

İBB Kültür pek çok semte pek çok sahneye tiyatrolar, konserler götürüyor. Bunlar güzel fırsatlar ulaşılabilirlik adına. Ayrıca oldukça da kaliteli. Ben geçen semtimizin kültür merkezinde (Tuzla İdris Güllüce)  alternatif pop, caz alanında başarılı bulduğum Şenay Lambaoğlu'nu dinleme şansı edindim. Kendi şarkılarını olduğu kadar bazı cover parçalar da seslendirdi konserinde. Ritmi yüksek, güzel bir konserdi.


Yine aynı yerde konserden iki gün sonra yazdıklarını severek okuduğum yazar Nermin Yıldırım'ın tiyatroda sahnelenen ilk eseri Üç Eksi Bir adlı oyunu izledim. İzlemek istediğim oyunlar listemde yer almıştı ama bu kadar kısa sürede ve yakın bir yerde izleyeceğimi planlamamıştım. Güzel oldu. Devrim Yakut ve Altuğ Görgü'nün oynadığı ( Altuğ Bey Feri Baycu Güler ile oyunun yönetmeni aynı zamanda) Mamart Tiyatro'nun oyunu. Tek perde ve 55 dakika. Bana kısa geldi. Belki de duyguda bu kadar ağır bir oyun için ideal, bilemiyorum. Oyunculukları beğendim hele de Devrim Yakut'u. Sesi büyüleyici. Yas sürecini, acıyı çok dokunaklı geçiriyor seyirciye.

Beğendim ama  inanılmaz etkilendim de diyemem. 

Yazarın sahnelenmek üzere olan bir diğer oyunu Aile Sırları'ndan daha çok ümitliyim.

Şehir Tiyatroları'nda izlediğim Zehir oyununu hatırlattı bir nebze bana.

'Sevdiğimiz biri hayatımızdan çıktığında bizden eksilen sadece onun varlığı mıdır? 

Yoksa giden yanında kendisinden fazlasını götürür mü?

Üç eksi bir her zaman iki eder mi? 

Sanmam...'

https://biletinial.com/tr-tr/tiyatro/uc-eksi-bir

Sibel Oral'ın Zayi/ Harp ve Darp Ülkesinde Bir Selvi adlı kitabını okuyup bitirdim geçen hafta. Metruk binaların da yalnızların da birbirine yaslandığı çıkmaz bir sokak burası.

'Herkes böyle birbirinin tarihine yazılırken faniler hiç geç kalmadılar tarihi yazarken. Her seferinde 12'den vurdular. Annem işkenceye dayanamadı, babam da o iki kurşuna. Tam da 12'den vurulmuşlardı. 1,2 ve ateş ve ölüm ve insan ve yalan ve sindirmenin o korkak hali.' 

Dilini oldukça akıcı buldum kitabın. Ülkenin susturulmuş kahramanlarından söz edince kolay da okunmuyor haliyle. Selvi'nin yaşadıklarını göğsümde ağırlık, boğazımda bir yumruyla okudum.


Geçtiğimiz haftanın podcasti şimdilerde kitap olan Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas'ın hazırlayıp sundukları İlk Sayfası. Yazarlarla konuşuyorlar ve özellikle kitaplarının ilk sayfasını nasıl yazdıklarını soruyorlar.( yazarın belirlediği kendi kitaplarından birini ) 26 bölümle final yapmışlar. 10 bölümü dolayısıyla 10 yazarı dinledim. Hepsi birbirinden zengin ve keyifli sohbetlerdi.

https://open.spotify.com/show/4YgfBnYIt1EO6fAmQgXXPu

Geçen haftanın şarkısı The Lemon Twings'den Corner Of My Eye. Çok güzel.



8 Aralık 2023 Cuma

Geçen hafta gösterime girer girmez Ölümlü Dünya 2 filmine gittim. Pek çok kişi gibi ben de çok gülmüş, repliklerini ezberlemiştim. Bu seri filmlerinin handikapı da olabiliyor tabi. Bakalım bu kez bir önceki kadar iyi mi düşüncesiyle, kıyasla izliyor insan. Absürd komedi dendiğinde artık onların adı geliyor akla. Ali Atay, Aziz Kedi, Feyyaz Yiğit iyi bir ekip. Giray Altınok'un katılımı şahane olmuş. Ben epey güldüm, eğlendim ama ilkinden daha iyi de bulmadım. Filmdeki pek çok komedyenin bir şey yapması da gerekmiyor kendi adıma her şekilde gülüyorum onlara. Unutmadan seçim şarkısına bayıldığımı da ayrıca belirtmeliyim.



29 Ekim'de Cumhuriyetin 100.yılı dolayısıyla 3 yıldır süren restorasyon çalışmaları sonucunda Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi kapılarını sanatseverlere açtı. Beyoğlu'nun kültürel kimliğine uygun yeni ve önemli bir müzemiz daha oldu. İbrahim Çallı, Osman Hamdi Bey gibi pek çok sanatçının 2700 adet eseri yer alıyor müzede. Yeni yıl girmeden görürseniz müzeyi ücretsiz gezme şansı yakalayabilirsiniz. Gül Koklayan Kadın, Kumbaralı Çocuk gibi klasikleşmiş resimleri görmek güzeldi. Atölye çalışmaları, sohbetler, mini konserler de yer alacak programlarında. 



Deniz Yüce Başarır'ın hazırlayıp sunduğu 'Ben Okurum' en çok dinlediğim podcastlerden biri. Saatleri Ayarlama Enstitüsü oyunundan söz ettiğim bölümde de adı geçmişti. Geçtiğimiz hafta gerek konuğu gerekse de üzerine konuştukları kitap oldukça çekiciydi. Ünlü psikiyatr Yankı Yazgan ile İspanya'nın yaşayan en ünlü felsefecilerinden biri olarak kabul edilen Fernando Savater'in 'Oğluma Ahlak Üzerine Öğütler' kitabını konuştular. Nasıl hakkını vererek yaşanır sorusu üzerinde gezindik, keyifle. Kitap da ilgimi çekince hemen sipariş verdim. Okuduğumda daha da anlamlı olacak. 

https://open.spotify.com/episode/3abn53iL1JeMgNE3KW6OLo

Geçen hafta daha önce nasıl dinlemediğimi kendime sorup durduğum bir müzisyenin şarkılarını dinleyerek geçti. Kürt şarkıcı ve şarkı yazarı Mem Ararat.








30 Kasım 2023 Perşembe

 Ekim ayının 23'ünde Zengin Mutfağı'nı izlemiştim. Arada başka oyunlar olsa da ne tesadüf ki Kasım ayının 23'ünde de tiyatrodayım ve yine aynı yerdeyim DasDas'da. Cyrano Edmond Rostand'ın eseri. Yönetmen Ahmet Sami Özbudak. Masalsı bir atmosferi var oyunun. Cyrano De Bergerac bir şair. Hem gerçekleri yüze vuran biri hem duygulu şiirlerin sahibi. 

Duygular önemli peki ya onları açık eden sözcükler? Kahramanlık  sadece fiziki güçle mi sağlanıyor? sözün hiç mi hükmü yok? Aklın, kalbin güzelliği aşkı getirir mi? Ya da tersinden soralım tek başına beden güzelliği aşka yeter mi? Danslarla, ironilerle, şiirler ve duygularla bezenmiş bir oyun ve gülme garantili.

Bülent Emin Yarar'ı geçmiş yıllarda tiyatroda izleme şansı yakalamış şanslı insanlardanım. Yıllardır oynadıkları Profesyonel oyununa hala bilet bulmak zor. Orada olduğu gibi ya da Hamlet' deki gibi yine büyüleyici bir performans sergiliyor Cyrano'da da. Mert Fırat'ın oyunculuğunu çok aynı bulurum o yüzden ardı ardına izlediğim oyunlarından sıkılmıştım açıkçası. Epeydir izlemeyince çok da takılmadım bu aynılığa ama fikrim de değişmedi.

Ece Çeşmioğlu hamileliğine rağmen  gayet rahat oyunculuk sergiliyor. Sahnede ilk kez gördüm güzel bir ışığı var. Erol Babaoğlu son zamanlardaki gözde oyuncularımdan. Tiyatroda izlemiş olmaktan mutluyum. Müzikleri çok beğenmiştim meğer Harun Tekin'miş. 

Oyun tarihleri ve biletler

 https://mobilet.com/tr/event/24988/

Podcastler arasında en çok dinlediklerimdendir Yeni Haller. Özgür Mumcu son bölümlerde yok. Eray Özer tek devam ediyor. Son bölüm Yapay Zeka 3.İnsanlığın sonuna bir adım daha mı diye soruyor.


https://open.spotify.com/episode/3gTSzcMRzR7pNrIdto6d3u 

Geçen haftanın şarkısı da buydu benim için.




24 Kasım 2023 Cuma

Geçen hafta epeydir izlemeyi istediğim bir tiyatro topluluğunun (Kumbaracı50)  yine çok istediğim oyunlarından (Tek Kullanımlık Hikaye)  birine gitme şansı yakaladım. Kendi sahnelerinde izlemeyi daha  çok isterdim ama Kadıköy'de yakalamış olmak da işime geldi doğrusu. Kadıköy Boa Sahne Bahariye'de ulaşımı oldukça kolay, küçük, sıcak bir sahne.  

Melih, Cevdet ve Orhan. İsimler tek tek değilse de bir araya gelince kalbimi ele geçirdi daha oyunun başında. İklim krizi gibi devasa bir konuyu küçük bir mahallede irdeleyip nerelere varıyoruz. Aşk da var başkaldırı da. Hüzün de bol bol neşe de. Sahnede üç kişi görünebilir ama çok kalabalık bir gösteri bu. Tipten tipe giriyor hepsi ve öylesine de başarılı her biri. Ağaç, rüzgar bile yer alıyor oyunda oyuncuların beden ve sesleriyle. O derece renkli, büyülü. Oyunculuklardan etkilenmemek mümkün değil bu yüzden.( En çok Meriç Rakalar'ı beğendiğimi de söylemeliyim) 

 Merdiven, muşamba ve boya gibi atıklardan oluşturulan dekor ve oyun alanı yaratılmış. En iyi yönetmen ödüllü Gülhan Kadim ve metnin yazarı Volkan Çıkıntıoğlu'nun da adını zikretmeden olmaz. Pek çok güzel şairden dizeler yer alıyor, tanıdık güzel şarkılar, filmler de. Öylesine güzel harmanlanarak üstelik.


Seans, bilet bilgileri

https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/tek-kullanimlik-hikaye

Yunus Nadi Öykü, Yunus Nadi Roman, Sait Faik Hikaye gibi önemli edebiyat ödüllerini kazanmış yazar Başar Başarır'ın son kitabı ' Dünyanın Bütün Fıstıkları' kitabını okudum. Seyfi ve Aksel birbirlerinden farklı iki erkek kardeş. Bambaşka hayatları var ama hayat onları biraraya getiriyor Dağyüzü denilen bir köyde. Aralarındaki ailevi hesaplaşmalara Akbelen'de, Kaz dağlarında gördüğümüz gibi doğaya hükmetme sevdası ekleniyor. Yazarın dilini daha önceki kitaplarında da çok sevmiştim. Köylünün yerel ifadeleri kadar şehrin, günümüzün sokak dili ahenkle dans ediyor adeta. Türk Edebiyatımızın köy romancılığı tadını almak büyük keyifti.


Bir Podcast önerisi: 'Deniz Göktaş'a Ayıracak Vaktim Yok' demeyin, bir fırsat verin. Canlı Tape ve Dershaneler bölümlerini çok eğlenerek dinledim.

https://open.spotify.com/show/5JCpaxwNFZ60Ch8cgEeQq4

Geçen hafta benim için müzik Alper Tuzcu ve Nazım Hikmet'in şiiri olan 'Şehir Akşam ve Sen' şarkısıydı. Bir şiir ancak bu kadar güzel bestelenebilir.



9 Kasım 2023 Perşembe

İBB Şehir Tiyatroları'nda sergilenen 'Uçurtmanın Kuyruğu' oyununu izledim geçen hafta, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener sahnesinde. Eserin yazarı Savaş Dinçel. Oyun pek çok kez farklı sahnelerde ve oyuncularla sergilendi yıllar içinde. Bu kez ise yönetmenliğini Barış Dinçel yapıyor.

Çocukluğunu katı disiplin ve despot bir babayla geçirmiş, saplantılı bir hayat yaşayan adamın intihar mektubunu yazıp bitirmesinde sonra evinin kapısı çalıyor, hiç tanımadığı biri giriyor içeri ve kendisi hakkında pek çok şey anlatmaya başlıyor. Bu iç hesaplaşma oyun ilerledikçe heyecanlı bir hal alıyor. 2 perdeden oluşan oyunun oyuncuları ise etkili performanslarıyla Gün Koper ve Ali Yoğurtçuoğlu. 

Yer yer güldüren yanı sıra hüzünlendiren bu oyunla Savaş Dinçel 2002 yılında düzenlenen Lions Tiyatro Ödülünü ve Avni Dilligil Ödülleri'nde Yılın Oyun Yazarı ödülünü kazanmış.

Dekora bayıldığımı da ayrıca belirtmeliyim. Tabii ki Barış Dinçel imzasını taşıyor.


https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/oyun/ucurtmanin-kuyrugu


Cennetten bir ses demişti bir dinleyeni onun için. Gerçekten de Tunç Aydoğmuş'un sesi, şarkıları huzur verici. Geçen hafta çıkardığı 'Çürür Giderim İnan' diğer şarkılarından daha farklı daha tempolu ve yine çok güzel. Bir albümle ve ardından bir de konserle taçlandıralım artık bu birlikteliği.


Ferzan Özpetek'in son filmi 'Nuovo Olimpo'yu izledim ama beğenmedim ne yazık ki. Eski Ferzan filmlerini özlediğimi ve tatlarını bulamadığımı hissettim. Bir sofra sahnesi bile yoktu. 1970'li yıllarda 25 yaşlarında olan iki erkek karakterin birbirlerine olan aşklarını, beklenmedik şekilde ayrılıklarını, özlemlerini, 30 yıl içindeki arayışlarını izledik. Konuyu sığ bulunca film de çok ilerlemedi benim için. Neyse ki güzel görüntüler ve müzikler vardı teselli niyetine.



31 Ekim 2023 Salı

 Geçen hafta 1977 yılında Vasfi Öngören tarafından yazılan hala sahnelenmekte olan Zengin Mutfağı adlı oyunu izledim. İlk olarak Başar Sabuncu rejisiyle Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiş  aynı yıl. İlk günden beri de Lütfü Usta rolü Şener Şen'in. 

15-16 Haziran adıyla anılan büyük işçi eylemleri ekseninde yaşanan olayların bir konağın mutfağından yansımalarını görüyoruz. Sınıf bilincine sahip olmayan Lütfü ustanın değişimini, dönüşümünü izliyoruz.



Şener Şen ilerleyen yaşına rağmen çok etkileyici performans sergiliyor. Oyuncu olduğu kadar yönetmeni de oyunun. Onu sahnede izlemek büyük bir keyif. Aldığı onca rolde bir kere bile tekrara düşmeyen büyük bir oyuncu. Bazen Hababam Sınıfı'ndaki Badi Ekrem ile Eşkiya'daki Baran'ın ya da Züğürt Ağa'nın, Çiçek Abbas'daki Şakir'in  aynı oyuncu olduğuna inanamam.

DasDas Sahnesinde izlediğim bu oyunda genç oyuncular da oldukça iyiydi. Fonksiyonel sahne tasarımı pek çok oyunda karşımıza çıkan Barış Dinçel imzasını taşıyor. Oyunun künyesini incelerken Defne Kayalar'ın da yönetmen yardımcısı olduğunu öğrendim.

Zengin Mutfağı biletlerine Tiyatrolar sayfasından ulaşabilirsiniz.

https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/zengin-mutfagi-1

Hüsnü Arkan dinlemekten mutlu olduğum bir abimiz. (Ona hep böyle derim ) Ezginin Günlüğü ile hepimize unutulmaz şarkılar armağan ettiği gibi epeydir de solo albümler yapıyor. En sonuncusu da 'Kanat Sesleri' adını taşıyor. Sevda Deniz Karali'yle Gel Buluta Bakalım çıktı ilk. Sözleri, melodisi nefis.

Kardeş Türküler, Yasemin Göksu, Zuhal Olcay, Erkan Oğur ile birlikte söylediği şarkılar var albümde. Hepsi birbirinden güzel ama ben Gel Buluta Bakalım kadar Cam Güzelleri'ni sevdim.

Belki siz de dinlemek istersiniz?



25 Ekim 2023 Çarşamba

 Epeydir merak ettiğimiz bir yere tam da havanın güneşli olduğu zamanda gitme şansı yakaladık. Cam ve Billur Müzesine. Müze gezisi için havanın ne önemi var diye düşünülebilir. Cam ve Billur Müzesi'nin içi kadar büyüleyici bir bahçesi var. O yüzden güzel bir havada tadı daha çok çıkıyor. Sevimli tavşanlar çıkıyor karşınıza sık sık. Çocuklar da peşlerinde  Oldukça büyük ve güzel kum parkları, oyun alanları var. Milli Saraylara bağlı burası. Koruluk içinde 117 farklı türden ağaç bulunuyormuş ve yanı sıra yeşilin her tonu. Botanik müzesi de denebilir. Gelelim müzenin içine. Türk camları kadar Avrupa'da Osmanlı sarayları için üretilmiş eserler de bulunuyor.1480 eser 12 tematik bölümde sergileniyor. Kulaklıkla gezmek her müze de olduğu gibi burada da avantajlı. Eserler ve döneme ilişkin bilgi edinmek adına. Girişte ödediğiniz ücretle hem bahçeyi hem müzeyi gezmeniz mümkün.




Filmekiminden bir film yakaladığımdan bir önceki yazımda söz etmiştim. Kadıköy Sineması'nda bu kez sahici festival havası soludum. İtalyan sinemasından Mutlu Günler. Ünlü sinemacı Giovanni 1956 yılında geçen politik bir film çekmektedir. Tam bu esnada evliliği sallantıdadır, kızından bir darbe alır, yapımcı iflas eder. Sinema enstitüsü de üstüne tüy diker. Her şey bu kadar kötü giderken ( kendisi de bu kadar zor biriyken üstelik) mutlu günler gelebilecek midir? Komedi unsurlarıyla, müzikleriyle keyifle izlettirdi diyebilirim.


Oylum Yılmaz'dan 'Ağaçların Rüyası' romanını okudum. Aynı zamanda Duygu Asena Roman Ödüllü yazarla tanışma kitabım oldu. Büyükada'da yaşayan Füsun ve Nihan'ın kapalı evlere girmesiyle başlıyor macera. Rum Yetimhanesi'ne girdiklerinde ise iki yetimin gölgesi ailelerinin üzerine düşüyor. Sırlar ortaya çıkarken Nihan da sırra kadem basıyor. Konuşan ağaçlar, kalpsiz denizanaları, suyu kesilen çiçekler de var.


Bob Dylan'ın efsane şarkılarından I Want You 'nun 1978'daki bir canlı kaydı yayınlandı. Son günlerde bana en çok eşlik eden şarkı oldu kendisi.


10 Ekim 2023 Salı

 İki Tiyatro'nun Canavar adlı oyununu izledim geçtiğimiz hafta. Zorlu PSM %100 Stüdyo'da. İmza günü için küçük bir Anadolu kasabasına gelen ünlü yazar Kemal aynı yerde yaşayan kuzenleri Derya ve Aslı'yı ziyaret eder. Birlikte yaşayan iki kız kardeş bu ani ziyaretten tedirgin olurlar ama artık yapacak bir şey yoktur. Aile, akraba ilişkilerinin 'tadından yenmez' örnekleriyle kah gülerek kah kızgınlık duygusu yaşayarak izledim. Birlikte aile yemekleri olan kapamayı denerler. Onun beraberinde ortaya saçılır pek çok şey. Kemal'in geliş nedeni de belli olur bir müddet sonra.

 Oyun için mağdurlar adına travma tetikleyici uyarısının yapılmış olması çok yerinde. Duygusu ve konusu ağır olan böylesi bir metin öylesine güzel dengelenmiş ki. Gözyaşlarınızı siler, burnunuzu çekerken bir anda kahkaha atarken bulabilmeniz kendinizi çok mümkün.

Oyunun hem yazarı hem yönetmeni Tunç Şahin'in başarısı bu. Yalın, adeta gerçek kuzenlermişcesine sergiledikleri performanslarla Gülçin Kültür Şahin, Tülin Özen ve Emre Hakan Ünal harikalar yarattılar. Hakan Emre için iki kadın arasında biraz geride kalmış yorumunu okudum. Buna katılmıyorum. Ne Olacak Bu Yusuf Umut'un Hali oyununda nasıl bir oyuncu olduğunu gördüm. Buradaki karakter Kemal daha sakindi bana kalırsa. Yusuf Umut delifişek bir kanka tabi. Tüm oyun mutfakta geçince oldukça fonksiyonel bir mutfak dekoru hazırlanmış. Güzel olmuş. Afişe bayıldım. Tek olumsuz gördüğüm şey izlediğim salonda hepimizin aynı hizada izliyor oluşumuzdu. Basamaklı olunca arkalardan bile rahatça izlenebilirken bu şekilde olduğunda önlerde dahi olsanız görüşte aksaklıklar oluyor.

Üzerine düşünüp, empati kurarak, kutsal görülen kimi kavramları sorgulayarak, şaşarak, kızarak, gülerek ve hayran olarak ayrılmak kaçınılmazdı.



Geçen hafta da Filmekimi ile biraz zaman harcadım desem yeridir. Gelen pek çok filmi inceledim, Melikşah Altuntaş'tan filmlere ilişkin hazırladığı kapsamlı bir video izledim ama asıl iş Lale Kartlılardan arta kalan biletlerden bulabilmekti. Yine sitede çökme oldu. Neyse ki bir filme de olsa ( en çok istediklerimden ve festivalin en iyilerinden birine) bilet bulabildim.



Mühür, Kiraz Ağacı kitaplarıyla tanıyıp sevdiğim gazeteci kimliğiyle de bilinen Gökçer Tahincioğlu'nun son kitabı Sabahattin Ali'yi Ben Öldürdüm kitabını bitirdim. İletişim Yayınları'ndan çıkan gerçek ve kurmacanın iç içe geçtiği bir yolculuk romanı. S.Ali'nin öldürülüşündeki sır perdesi kadar kendini arama, eksikleri tamamlama çabası. İçine çeken hikayeyi, sade anlatımı, yer yer şiirselliği çok sevdim ama en çok S.Ali'nin kitaplarındaki karakterlerden bazılarının bu kitapta da karşımıza çıkmasından hoşlandım. Kitap bitiminde yaptığım ufak araştırmada edindiğim korkunç gerçekle de sarsıldım.

'Ama dünya insanın yüzüne de çarpar. Küçük dalgaların içinde salınıp dururken, bütün gücünü biriktirmiş bir dalgayla kıyıda, darmadağın bulursun kendini. Unuttuğun ne varsa dikilir karşına. Mutlaka cehenneme düşeceğin bir sırat köprüsüdür hafıza. Öyle olmuştu. Kendi cehennemine düşmüş, dahası yanmayı kabullenmişti.'



Bade Nosa son zamanların en iyilerinden benim için. Kasımda albümü de çıkıyor. Zemheri Bitti adıyla. Geçtiğimiz hafta da albümün üçüncü şarkısı İkinci Perde'yi dinledik. 

'Dipsiz bir dünyanın harbinden sağ çıkabilmenin şerefine' 






4 Ekim 2023 Çarşamba

Geçen Cuma yani 29 Eylül, epeydir heyecanla beklediğimiz 'Kuru Otlar Üstüne' filminin gösterime giriş tarihiydi. Arkadaşımla Masumiyet Müzesi gezisi yaptığımız günün dönüş yolunda biletlerin satışa çıktığını görür görmez almıştık. Böylelikle heyecanla beklediğim filmin bileti bir ay önceden gelen ilk doğumgünü hediyem oldu. Bundan sonraki tek sıkıntı zamandı neyse ki o da geçmekte oldukça maharetli.

Filmi izlemek için Kadıköy Sineması'nı ve ilk seansı seçtik. Ne kadar isabetli karar vermişiz yer konusunda. Epeydir film festivaline gitmiyordum bu şekilde bir nebze de olsa özlem giderdim diyebilirim. Tanıdıklarla karşılaşmak, kalabalık seans, çıtını çıkarmayan seyirci mutlu etti doğrusu.3 saat 18 dk.lık bir filme hazır mıyız diye öncesinde gülüşmedik değil ama kendi adıma su gibi akıp gitti diyebilirim. N.Bilge Ceylan'ın en yüksek tempolu filmi olmasının da etkisi var tabii ki.Uzun diyalogların olduğu bölümler sıkılmak şöyle dursun müthiş keyifli. Bir hafta önce gittiğim İstanbul Modern'deki fotoğraf sergisinden de tanıdık fotoğraflara rastladım. Yönetmenimiz her filminde konusuyla cezbeder, diyaloglarla etkiler ama en büyük sihiri başından beri fotoğrafçılıgıdır. Her kare nasıl bu kadar büyüleyici olabilir. Karlar içindeki görüntüler, portreler öyle güzel ki.


Filmin konusuna ilişkin her yerde yazılıp çiziliyor zaten. Ben konudan ziyade sevdiğim yönetmenlerin filmlerinde bizi sürekli düşünmeye sevk edişinden söz etmek istiyorum. Nefisti dediğim diyaloglu sahneler iki taraflı düşünmeyi de beraberinde getiriyor, seyirciyi de anında içine çekiyor. Düşünüp üstüne tartışırken bulmanız kendinizi, kaçınılmaz. 

Oyuncuların doğallığına ancak şapka çıkarılır ki yönetmenin bu konudaki titizliği malum. Merve Dizdar'ın Cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülü alması sebepsiz değil. Deniz Celiloğlu rolünün hakkını oldukça iyi vermiş bence. Yüksel Aksu, Ece Bağcı, Erdem Şenocak, Münir Can Cindoruk çok çok iyilerdi.


Samet'in ışığı söndürmek için salona gidişi ve dönüp gelişinde biz seyircilere neler oldu?

LP'nin Love Lines adında yeni albümü çıktı. Albüm içinde yer alan Long Goodbye ise benim geçen hafta en çok dinlediğim şarkı oldu sanırım.




25 Eylül 2023 Pazartesi

 

Çok zamandır yazmadığım bloğuma başlığı değiştirip dönme kararı aldım. Karar alması kolay, esas olan işi eyleme dökebilmek diyerek sıvadım kolları.

Geçip giden haftada bir kültür sanat etkinliğine katılmışsam, bir kitap bitirmişsem buraya not düşerim, bir dijital arşiv yaratırım kendime diye yola çıktım en çok da. Yazma eylemine yönelme isteği yayınlarsam ve okumak isteyen olursa belki yol gösterici olur fikri de peşi sıra geldi.

Hadi başlayalım bakalım.

Bu yıl tiyatro sezonunu çok merak ettiğim bir oyunla açtım. Biletlerini üç ay önceden alıp heyecanla bekledik desek abartmış olmayız. Edebiyatın en önemli kalemlerinden A.Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü eserini Serdar Biliş’in nefis rejisi ve böylesi bir oyun en çok ona yakışırdı dediğim Serkan Keskin’in harika oyunculuğuyla izledim. Oyundaki bütün karakterleri S.Keskin’in canlandırdığı hikayede ( elliden fazla) sinema ve tiyatro iç içeydi ve bu çok farklı  güzel bir deneyimdi.

Zorlu PSM’de  iki arkadaşımla birlikte izledim, hızımı alamamış olmalıyım ki on gün sonra Bursa’da oynayacak olduğunu duyar duymaz bir arkadaşıma daha bilet aldırdım. J



Oyuna gitmeden önce Deniz Yüce Başarır’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü Handan İnci ile eser ve yazar hakkındaki coşkulu yanı sıra keyifli sohbetini dinlemiş olmak da güzeldi.

https://ben-okurum.simplecast.com/episodes/saatleri-ayarlama-enstitusu-GFkxt1NB

Oyun hakkında ayrıntılı bilgiye Saatlerkolektif instagram sayfasından ulaşılabilir.

Haftanın bir sonraki sanatsal çabası başarısızlıkla sonuçlandı. Benimle birlikte pek çok tiyatroseverin hatta. Tahmin etmesi zor olmasa gerek. Oyun Atölyesi 20 yıl sonra Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer’in  bir araya geleceğini duyurduğunda sevinç ve heyecan dalgası sardı hepimizi. Kel Diva oyununun kadrosu, prova süreci yakından takip edildi ve geldi çattı biletlerin satışa çıkacagı gün J Kendimce stratejiler belirlesem, eşimi ve bir arkadaşımı sürecime dahil etsem de olmadı olamadı. Site çöktü. En büyük hatayı o gün Oyun Atölyesine gitmemekle yaptığımı anladım ama iş işten geçmişti. Bir gün sonra farklı sahnelerdeki bilet satışları Passo üzerinden oldu ve anında tükendi. Beklediğim bir durumdu aslında. Sezon içinde kendi tiyatro sahnelerinde izlemeyi umuyorum. Ne diyelim çabamıza sağlık.

https://www.oyunatolyesi.com/

Türkiye’nin ilk modern ve çağdas sanat müzesi olan İstanbul Modern bu yıl içinde yeni yerine geçti. Bense okulların açılmasını bekledim gitmek için. En üst kattan başladık gezmeye. Seyir terasında su içinde kuşları bir tarafında Galata diğer tarafında tarihi yarımada siluetiyle izlemek de bir sanat eserini izlemekti adeta.

N.Bilge Ceylan’ın ‘Başka Bir Yerde’ adındaki fotoğraf sergisi kısa süreli sergilerde ‘Biz Buradayız’ ve ülkenin önde gelen pek çok sanatçının eserlerini görmek mümkün şu an için.

https://www.istanbulmodern.org/

Gelelim edebiyata. Son dönem genç çağdas yazarlara hayranım. Pelin Buzluk da onlardan biri. Son kitabı ‘Yer Değiştiren Sular’ İletişim Yayınları’ndan çıktı. Ben de bir solukta okudum bitirdim. Sadece Abla öyküsünü Sibel Oral’ın ‘Otobüsün Penceresinden’ kitabında okumuştum. Diğerlerini ilk kez okudum. Dili ve anlatımı hem çok sade hem de çok etkileyici

‘Neredeyse inanabilirdim iyiliğe insanların birbirine arka çıkabileceğine. Bütün çocukluğumu ezip geçen analığımı beni kimsesiz bırakan babamı unutabilirdim.’



Sadece genç yazarlar değil genç müzisyenler de çok başarılı doğrusu. Geçtigimiz hafta ‘Sorma’ adında yeni şarkısı çıkan Selin Çıngır da onlardan biri. Günebakan’ı Ellerinin İzi’ni kaç kere dinledim kimbilir. Sorma da aynı şekilde dinlenilecek gibi duruyor.



Bu haftalık bu kadar. Bakalım haftaya neler bekliyor. Sağlıkla ve sanatla kalalım