14 Mart 2013 Perşembe

İYİ Kİ DOĞDUN METİN ALTIOK






EVDE YOKLAR
Durmadan avuçlarım terliyor,
İnildiyor ardımdan
Girdiğim çıktığım kapılar.
Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.


Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Bekliyorum bir kapının önünde,
Cebimde yazılmamış bir mektupla.
Bana karşı ben vardım
Çaldığım kapıların ardında,
Ben açtım, ben girdim
Selamlaştık ilk defa.

Doğum günlerinde hediye verilir o kişiye ama bizim böyle bir şansımız yok bugün.O halde onun güzel dizelerini aynı güzellikte notaya döken Çiğdem Erken'den dinleyerek kendimize verelim bu güzel hediyeyi.



13 Mart 2013 Çarşamba

RUHUNU SERBEST BIRAKAN KADINDAN

Bir 3.sayfa haberi olarak okuruz genelde onların hikayesini. Diğer haberler gibi dramatik anlatılmaz halbuki.Bıçaklanırlar, kurşunlanırlar, sokak ortasına atılırlar.Bu saldırıları, her geçen gün artan cinayetleri, yok saymaları, aşağılamaları kınayan açıklamalar yapılır LGBT örgütleri ve oluşumları tarafından.Yapılır da ne olur, yer alır mı derseniz basında, size evet diyemem.
İşte böyle bir yerden beslenir “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” oyunu, Sumru Yavrucuk’un o şahane yorumuyla.Bir transeksüeldir, adı başka sanı başka olsa da en yalını annesinin Umut’udur o.Umut’un dünyasına yolculuk başlar bizim için.Geçmişe gider, yüzleşiriz.Anne-babasıyla tanışır, aşık oluşuna tanık olur, yaşadığı tacizlere, tecavüzlere,zorluklara bakarız .Şimdiye gelir mahallesiyle, arkadaşlarıyla, müşterileriyle olanı biteni eğlenceli bir o kadar da dramatik seyrederiz işte.
Sumru Yavrucuk rolünün hakkını verebilmek için kaşlarına botoks yaptırmış, takma diş takmış, sporunu eksik etmemiş,konuşma ve beden dilini oturtabilmek için çok emek sarfetmiş ama bunların hepsine de değmiş.Seyirciyle içli dışlı bir oyun izlemek ya da bu oyuna dahil olmak, yer yer gülmek-hiç de karikatürize etmeden- ve en çok da iç acıtan, düşündüren  ve gerçeğe bu kadar denk düşen haliyle beğenilemeyecek bir oyun değil.