8 Aralık 2013 Pazar

TAMAM MIYIZ?


Çağan Irmak Milliyet Sanat’ın Aralık sayısında Asu Maro’ya verdiği röportajında  “Çağan, bizim arkadaşımız, bize film yapıyor cümlesi benim için muhteşem,bunu demeleri her şeyin üstünde” diyor.Gerçekten de o ne yaparsa gidip görme isteği duymuyor muyuz? Acaba bu kez ne anlatacak, hangi güzel müzikleri dinleyeceğiz, hangi sevdiğimiz bir kitaba denk geleceğiz, ya da çok zamandır okumak istediğimize diye geçirmiyor muyuz içimizden.

10 yıl önce bir taksideyken taksicinin bir dilenciye yediği simitin yarısını camdan uzatıp “böyle işte genç adam,yaşayacağız ve taşıyacağız birbirimizi “demesi üzerine düşünmeye başlamış ve sonrasında bu film oluşmuş.Arkadaşlara adanan bir film, sadece bu nedenden ötürü bile merak uyandırıyor.Hakan Günday’ın romanı  Kinyas ve Kayra, Sıla’dan Tamam mıyız, Fikret Kızılok’un Düşler, Jason Mraz’dan Life is Wonderful gibi bir çok güzel sürpriz yakalayabiliyorsunuz.Farklılıklarımız yaşamımızı zora soksa da bizi özel kılar.Hayatta insanın kendini tamamlayabileceği birisi ya da birileriyle yol alması ne büyük bir şans.Şansımızı zorlamak, onlara sıkı sıkı sarılmak dileğiyle..

4 Aralık 2013 Çarşamba

BU SİNEMA BAŞKA SİNEMA



İstanbul gibi bir şehirde dahi sanatsal açıdan alternatif mekanlara, sinema salonlarına ihtiyaç duyuyoruz. Tam da bu noktada imdadımıza yetişti Başka Sinema.Bir-bir buçuk aydır hayatımızda ama yine de duymayanlar için hatırlatmakta fayda var.İzlemek istediğiniz bir festival filmine bilet mi bulamadınız, ya da sınırlı sayıda salonda gösterime giren bir filmi mi kaçırdınız? Artık üzülmek yok çünkü Başka Sinema’da izleme şansına sahipsiniz ve yeni bir haber, sadece İstanbul’la da sınırlı değiller bundan böyle.


Kasım ayı boyunca  dört-beş film gösterildi ve güzel olan şu ki filmleri izlemek için kısa bir zamanınız yok, neredeyse tüm aya yayılan bir zaman diliminde izleme şansına sahibiz. Aynı zamanda bazı festivallerin yaptığı gibi sadece Avrupa yakasıyla da sınırlı değil bu güzellik.Anadolu  tarafında Kadıköy Rexx ve Capitol’de izlenebiliyor. Siyah beyaz çekilmiş, komik,samimi, hayatı akışına bırakan ama teslim de olmayan bir kadın filmi Frances Ha; Aslı Özge’nin etkileyici,birliktelikleri ve kopamayan bağları irdeleyen filmi Hayatboyu; eşcinsel  bir birlikteliğin yanı sıra sınıfsal farklılıkları da anlatan cesur film Mavi En Sıcak Renktir; Onur Ünlü’den yine farklı ve yine güzel Sen Aydınlatırsın Geceyi şu an için izlediklerim. Daha sırada bekleyen pek çok film de var.Bir örnek verelim, ödülleri toplayan ve merakla beklenen Yozgat Blues ve daha pek çoğu.

3 Aralık 2013 Salı

BU SONBAHAR İYİ KİTAP YAPTI

Yayınevleri bu mevsimde hız yapmayı seviyor.Yaklaşan kitap fuarının etkisi mi, yazın rehavetinden çıkmanın bir sonucu mudur  bilinmez.Nedenini sorgulamak yersiz, güzel kitaplar çıksın yeter bizce.


Yolunu gözlediğiniz kitaplar vardır, ha çıktı ha çıkacak dediğiniz.Yazarlar öncesinde bir kuple bu lezzetten tatmamızı sağlar, gerek söyleşilerde gerek sosyal ağlarda.Fırından yeni çıkmış taze bir ekmek gibi elinizi,yüreğinizi yakar.Anında okuma heyecanı sarar.

Ahmet Ümit’in son romanı Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, özlemle beklenilenlerin başında geliyordu.Komiser Nevzat bu kez hangi cinayetin peşindeydi acaba?Gezi’de geçiyormuş içinden hem.Neler yokmuş ki,kentsel dönüşüm, rant kavgaları,bir zamanlar birlikte yaşadığımız ama bir anda yok olan dostlarımız, yoksullar,geziciler, şarkıcılar,ee tabi aşıklar..Selim İleri’nin yorumu çok yerinde “bu romanın bütün kişileri olmak istedikleri insanla olmak durumunda, zorunda kaldıkları insan gelgite kapılmış kişiler”


Bir başka güzel kitap Can Yayınları’ndan çıkan Yekta Kopan’ın  “Aile Çay Bahçesi”.Bir aile içi hesaplaşması diye kısaca özetlemek mümkün.Ana karakter Müzeyyen etrafında tüm aileyi kapsayan bir hesaplaşma bu.Kaderle,birbirleriyle,geçmişle ve gelecekle.Kardeşinin aileye katılımıyla varlığının örselendiğini hisseden  ve sonrasında bunu hayatı boyunca taşıyan bir karakter Müzeyyen.


Gelelim Şebnem İşigüzel’in Venüs’üne.Bir aile hikayesi denebilir yine.Aileye boğazın ortasında ve hatta denizin içinde katılan bir kız çocuğu,onu doğururken ölen anne,erkek olması için yırtınan bir baba,nesillerdir ailenin kadınlarına hizmet eden Nergis,çılgın bir hala.Sadece o bebeğin değil tüm ailenin başına gelenleri öğreniyoruz.Ciddi değişimler gösteren karakterleri tanıyarak. Başta tanıdığımız kişilerden bambaşka  olarak.Aşk, evlilik, ahlak, cinnet, kadınlık, delilik ve daha neler neler.
Gerek bu üç kitaba gerekse de bu sonbaharda çıkan diğer güzel kitaplara ilişkin söylenecek çok şey var elbette ki ama ben bu kadarını söylemiş olayım gerisi okura ve onun düşlerine kalsın.


14 Mart 2013 Perşembe

İYİ Kİ DOĞDUN METİN ALTIOK






EVDE YOKLAR
Durmadan avuçlarım terliyor,
İnildiyor ardımdan
Girdiğim çıktığım kapılar.
Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.


Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Kimi zaman çocuğum,
Bir müzik kutusu başucumda
Ve ayımın gözleri saydam.
Kimi zaman gardayım
Yanımda bavulum, yılgın ve ihtiyar.
Ne zaman bir dosta gitsem,
Evde yoklar.

Bekliyorum bir kapının önünde,
Cebimde yazılmamış bir mektupla.
Bana karşı ben vardım
Çaldığım kapıların ardında,
Ben açtım, ben girdim
Selamlaştık ilk defa.

Doğum günlerinde hediye verilir o kişiye ama bizim böyle bir şansımız yok bugün.O halde onun güzel dizelerini aynı güzellikte notaya döken Çiğdem Erken'den dinleyerek kendimize verelim bu güzel hediyeyi.



13 Mart 2013 Çarşamba

RUHUNU SERBEST BIRAKAN KADINDAN

Bir 3.sayfa haberi olarak okuruz genelde onların hikayesini. Diğer haberler gibi dramatik anlatılmaz halbuki.Bıçaklanırlar, kurşunlanırlar, sokak ortasına atılırlar.Bu saldırıları, her geçen gün artan cinayetleri, yok saymaları, aşağılamaları kınayan açıklamalar yapılır LGBT örgütleri ve oluşumları tarafından.Yapılır da ne olur, yer alır mı derseniz basında, size evet diyemem.
İşte böyle bir yerden beslenir “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” oyunu, Sumru Yavrucuk’un o şahane yorumuyla.Bir transeksüeldir, adı başka sanı başka olsa da en yalını annesinin Umut’udur o.Umut’un dünyasına yolculuk başlar bizim için.Geçmişe gider, yüzleşiriz.Anne-babasıyla tanışır, aşık oluşuna tanık olur, yaşadığı tacizlere, tecavüzlere,zorluklara bakarız .Şimdiye gelir mahallesiyle, arkadaşlarıyla, müşterileriyle olanı biteni eğlenceli bir o kadar da dramatik seyrederiz işte.
Sumru Yavrucuk rolünün hakkını verebilmek için kaşlarına botoks yaptırmış, takma diş takmış, sporunu eksik etmemiş,konuşma ve beden dilini oturtabilmek için çok emek sarfetmiş ama bunların hepsine de değmiş.Seyirciyle içli dışlı bir oyun izlemek ya da bu oyuna dahil olmak, yer yer gülmek-hiç de karikatürize etmeden- ve en çok da iç acıtan, düşündüren  ve gerçeğe bu kadar denk düşen haliyle beğenilemeyecek bir oyun değil.

2 Ocak 2013 Çarşamba

BİR AVUÇ ÖLÜM

Nasılda kayıp gidermiş avuçlarından yaşam. Nasıl başkalaşırmış bir anda her şey.  Bunca zaman hayat esasında neymiş fark edermiş insan. Hiç ummadığın biz zamanda, hiç konduramadığın bir sevdiğinin kapısına dayanınca ölüm, bizden alıp götürünce onu. Ne kadar kahredici, ne kadar çaresizmiş hayat. Onun dışında tanımladığın tüm çaresizlikler çaresizlik değilmiş meğer.

Yazarken, söylerken içimin titrediği bir kelime oldun; Abim. Yüreğimin bir parçasını seninle birlikte gömdüler. Ama hiçbir yere gitmeyen gülüşlerimiz var, tarifsiz sevinçlerimiz. Onlar hep benimle.
Senden bana kalan en büyük miras, güzel anılarımız.

Omzumda hissettiğim elin hala orada, hala bana güç vermekte. Sen hala benimlesin, tüm sevdiklerinle.
Yeni anılar biriktiremeyecek olmak, gördüğüm bir filmi mesela sana anlatamamak, çocukların büyüdüğüne birlikte tanıklık edememek, yan yana yeni sevinçleri coşkuyla karşılayamamak, zor anlarımda ‘geçecek kardeşim’ diyen sesini duyamamak,

Yüzünü görememek,
Elini tutamamak,
Gülüp söyleyememek, öyle acı ki.

Bana yaşattığın, hissettirdiğin tüm güzellikler için, sevincimi, kederimi paylaştığın, dost sıcaklığını hiç eksik etmediğin, kardeşin olma gururunu verdiğin için, teşekkür ederim ağabeycim.


“Yine görüşürüz dostlarım benim,
Yine görüşürüz” diyorsun Nazım’ın dizelerindeki gibi, biliyorum.

Bu bir elveda yazısı değil, ardından el sallayışım da öyle.

Senden ayrılmıyorum ki hoşçakal diyeyim…………