11 Nisan 2015 Cumartesi

KUZGUNCUK'TA BİR GÜN

Kuzguncuk epeydir gidip görmeyi istediğimiz bir yerdi,kısmet bugüneymiş.Çok eski zamanlarda yaşıyor gibi mi hissedersiniz yoksa bambaşka bir yerde dolaştığınızı mı zannedersiniz bilmiyorum ama her şekilde  huzur bulacağınız kesin.Alışveriş merkezleri yok burada aksine sıcacık bir çarşısı var.Köy gibi şirin ama bir o kadar da entellektüel bir ortama sahip.Renkli ufak tefek cafeler,sanat galerileri,kitapçılar,sahaflar,el yapımı ürünlerin satıldığı küçük dükkanlar,eski ve büyüleyici evler.Hepsinin önünde durup fotoğraf çektirebilecek kadar çekiciler.Bir dönem gayri müslimlerin çoğunlukta yaşadığı yer olmasından kaynaklı sinegog ve kilisesi var.Biraz yukarılara doğru yürüyüşe geçtiğinizde denizin muazzam görüntüsü anlatılamaz.Orayı uzun uzun anlatmak mümkün ama fotoğraflar güzelliğini daha çok ortaya koyacaktır, ondan da ötesi gidip görmeli,bu lezzetin bizzat tadına varmalı.





Her kapıda fotoğraf çekilir demiştim. :)





Şu evlere bayılmamak mümkün mü?




Bir antikacının önü




Perihan Abla dizisi burada çekilmiş yıllar önce.




Ekmek Teknesi de.




Sevimli pek çok butiğe rastlamak mümkün.




Bir güzel mekan Ciklet



İstenirse bu şirin balıkçıya uğranabilir.Ben  meyhane isterim derseniz de sahilde İsmet Baba'nın yeri sizi bekler.Rezervasyon yaptırmak gerekebiliyor,bilginize.





Şu güzellikten etkilenmez mi insan? Üstte Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu, altta da bir küçük kahve.





Yürüyelim ve güzelim sokakları keşfedelim.






Bu cafe dışarıdan da içeriden de güzel.Terasta oturmanızı öneririm.Esintili,ferah ve seyirlik.




Tepeye kadar tırmanınca ve de böylesi bir manzarayla karşılaşınca bir mutluluk hali oluyor tabi. :)






Betty Blue ismi gibi güzel bir yer.Mete gibi vejetaryenler için oldukça güzel menüleri var.Pazılı bulgur pilavı,maş salatası gibi.Bir de soğuk bitki çayları var biz denedik hiç fena değildi.




İçeriden,





Benden bu kadar eminim siz gittiğinizde farklı güzellikler yakalayacaksınız.







11 Mart 2015 Çarşamba

8 MART'IN ARDINDAN

Kadınlar her geçen gün artan cinayetlere dur demek,erkeklerle eşit haklara sahip olabilmek,sokaklarda özgürce dolaşabilmek,kürtaj,çocuk doğurup doğurmama gibi konularda söz hakkının kendilerinde olduğunu haykırmak,tacize,tecavüze,geri planda bırakılmaya hayır demek için doldurdular bu yıl da Kadıköy meydanını.Dışarıdaki hayattan intikam alırcasına coşkuluydular,renkliydiler.Yaşlısı da vardı genci de.Öğrencisi de çalışanı, ev hanımı da.Özgecan nasılda güzel gülümsüyordu fotoğrafından.Arin nasıl da cesur bakıyordu ışıltılı gözleriyle.


O güne uygun düşen bir söyleşiye katılma şansımız oldu eşimle sonrasında.Sevdiğimiz yazar Gaye Boralıoğlu Book&Cook'ta kadınlar üzerine konuştu.Son kitabı Mübarek Kadınlar'dan Mi Hatice adlı öyküsünün kısa filmi gösterildi önce.Okurken de etkilendiğim bu öykü filmiyle de ilgimi çekmeyi başardı.Tülin Özen ve Ahmet Mümtaz Taylan'ın oyunculuğunun da senaryo kadar etkisi olduğunu belirtmek gerekir elbette.
Filmi izlemek için https://vimeo.com/72767535

Savaşlardan söz etti yazar, o savaşlarda daha çok erkeklerin öldüğünden ve "travmanın taşıyıcısı"olan kadınlardan.Bu tanımlamadan çok etkilendim.Toplumsal olarak bir arada yaşamayı güçleştirici bir setin olduğundan."Bu noktada tarih yazıcılar toplum mühendisliği misyonu güdebilir,edebiyatta ise hakikate ihtiyaç yoktur.Gerçekliğinde ötesine geçebilir çünkü.İnsanın ruhunun,zihninin en karmaşık köşelerini dillendirip katabilir."

Toplumsal sorunları edebiyatına konu edinen edebiyatçıların geleceğe önemli belgeler bırakacağını belirtip,insan ruhunun kıvrımları üzerinde dolaşan edebiyatın yükselişte olduğunu düşünüyor Boralıoğlu işte bundandır ki yeni nesil genç yazarlardan da çok umutlu.

Yazarın Kitapları

Mübarek Kadınlar
İçimdeki Ses
Aksak Ritim
Meçhul
Hepsi Hikaye





20 Şubat 2015 Cuma

YETERSİZ BAKİYE


Böyle bir giriş bile bu kitap okunur hissi vermeye yeterdi benim için,yazarın Karin Karakaşlı olmasının yanı sıra.

Türk edebiyatının hızına erişmek pek mümkün değil şu sıralar ama bundan şikayet edecek değilim bilakis mutlu olurum. Tek derdimiz yazarların yeni kitaplarına yetişememek olsun, öyle değil mi? Karin Karakaşlı'nın on iki yıl aradan sonra çıkardığı öykü kitabı Yetersiz Bakiye, bugün değinmek istediğim.Aslında söylenebilecek her şey kitabın içinde saklı.Okumak yeterli diyebilirim.Okuduktan sonra birbirine değen pek çok duygu size ne demek istediğimi anlatacaktır eminim.

Radikal'e verdiği röportajında yazar, yaşanılan acıları kişisel hikayeye çevirmeye çaresizlik ve kalp ağrısının yol açtığını söylüyor ve pek çok yazar-şair gibi ekliyor benim tek şifam bu, yazı.Bahsi geçen acıların biri ise hepimizin bildiği, üzerinden değil sekiz otuz sekiz yıl bile geçse ağrısının,sancısının dinmeyeceği bir cinayet,Hrant Dink.An-Bul-İst öyküsü onun için.Tanışmaları,birlikte yaşadıkları ve ardından yazılanlar,hissedilenler.

Öykülerinde "şiirin kalp atışlarını" duymak mümkün.Her bir cümle bir şiir dizesi gibi adeta.
Tek tek öykülerin üzerinde durmak değil derdim.Kitapta geçen ve beni etkileyen bir kaç bölümü aktarmak istiyorum sadece,bu kez.Belki bu kitabı okuyabilirim duygusu yaratır birilerinde.Bense ancak,hüznün,acının,yalnızlığın,aşkın,İstanbul'un,dostluğun,naifliğin öykülerini içinize çekmekten hiç pişman olmayacağınızı belirtebilirim.

-Herkes eski halini geri istiyordu.Daha iyisin değil mi?diye soruluyordu sorular.Çünkü kendi dertlerini dökebilmeyi ve çözüm bulabilmeyi özlemişlerdi,yargılanmadan dinlenmeyi ve hafiflemeyi çünkü keyfetmeyi özlemişlerdi.Bunca ağırlığı kaldırmaya halleri de yoktu istekleri de.O zaman fark etti ilk,hayat pek bir bencildi.Yaşayamıyorsan bu bir yerden sonra senin sorunundu.

-Geceleri bir başınayken söylenenler bir bilinse,dünya bir çocuğun keyifle üflediği o sabun köpükleri gibi olur,saydam ve hareli ama sabah olduğunda o balonlar patlamıştır çoktan ve güneş hiç bir şeyi kolaylaştırmaz.



-En zor anların kalıp cümlelerini hazır etmiyorlar hiç bir kitapta.En zorlu hikayeleri insan yaşarken bir başına yazması gerekiyor.

-Umudu hatırlamaya çalışıyorum en çok.Bütün gün kayıp eşya gibi aradığım umudu.İşlenmiş demir,öğrenilmiş sihirdir,helalimdir umudum.Kim bilir kaç kere kaybederek yeniden kendimin bildim ben onu.Nice yanar döner akşamlardan,zifir gecelerden,kara kuşlardan geçirdim de hep sabahı buldum  eninde sonunda.


Yetersiz Bakiye
Karin Karakaşlı
Can Yayınları
2015,120 sayfa,12 TL