Dostoyevski dendi mi Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza, Yeraltından Notlar ilk akla gelen eserleri olur. Öteki diğer eserleri arasında da biraz öteki sanki. Yazıldığı dönem çok eleştiri almış, beğenilmemiş kitap. Ben yıllar önce okuduğumda çok beğenmiştim. Bir gün kendisine tıpatıp benzeyen biriyle karşılaşan Golyakdin adlı kişinin başından geçenleri, travmaları anlatır Öteki. Parçalanmış bilinç, kişilik bölünmesiyle akıl hastalığına, deliliğe doğru ilerler kahramanımız. Fiziken tıpatıp benzeyen ama aslında karakter olarak tam tersi, en nefret ettiği özelliklere sahip üstelik bu özellikleriyle kendinden çok önce hedeflerine ulaşan birisi benzeri. Burada söz etme nedenim ise kitap değil onun sahneye taşınmış olması. Bunu yapansa sinema filmleriyle başarılara da imza atan Emin Alper. Tepenin Ardı'yla oldu benim tanışmam. Ardından Abluka, Kız Kardeşler ve en son Kurak Günler ( Bunlar benim izleyip sevdiklerim. Bu filmler dışında ilk filmi Mektup ve platformlar için yapılmış Alef ve Arayış var.) Tiyatro da yönetmenlik yapacağı yetmemiş gibi bir de Öteki'yi seçmiş olması bile heyecanlanmama yeterdi. Cem Yiğit Üzümoğlu ve Erdem Şenocak'ı görünce sevindiğimi de itiraf etmeliyim. ( kabul Erdem'i görünce daha da çok. ) Bu iki oyuncu dışında Derya Karadaş ve Gökhan Yıkılkan da yer alıyor. Golyakdin Erdem karşılaştığı benzeri ise Cem Yiğit. Oldukça güzel senkronize olmuşlar. Aralarındaki uyum sekmeyen oyun yaratmış. Sahnenin kullanılış şeklini, dekoru, ışıkları sevdim. Kitaptan unuttuğumu sandığım bir çok yeri gözümün önüne getirdi bazı bölümler. Mesela sokak lambası altında karşılaşma. Dostoyevski sahneye uyarlanacak gülerek izleyeceksin deseler inanmazdım herhalde. Öte yandan gerilimi de hissettik. Derya Kabadaş'ı izlerken mutsuz oldum. Bir dizisindeki oyunculuğunun aynısını sergilemişti. Ya da benim hissettiğim buydu. Konuşma şekli, mimikler vs.
İyi bir uyarlamaydı, oyunculuklar ve teknik olarak tatmin ediciydi, izlemiş olmaktan mutluyum ama oyundan çok sevdim hissiyle de çıkmadım ne yazık ki.
https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/oteki-1
Bir aradığını bulamama durumunu da son okuduğum kitapta yaşadım. Yazar Murathan Mungan olunca beklentimizi nasıl düşük tutabiliriz biz okurlar. Onun Türk Edebiyatına kazandırdıkları bize hak verir nitelikte. Son kitabı 995 km adında roman. Metis Yayınlarından. Edebiyatımızda pek görmediğimiz bir baş karakterin peşinde ilerliyoruz. Yakın geçmişe dair pek çok siyasi olay, cinayetler görüyoruz sayfa aralarında. 90'lı yıllarda olup bitenlere aşinaysanız kitapta bahsi geçenleri tanımakta hatırlamakta zorlanmazsınız. Faili meçhuller, devlet-Hizbullah ilişkisi apaçık anlatılmış. Yazarın İslami örgüt içindeki argümanlara, yapılanmalara ilişkin hakimiyetine hayran kaldım. Gelgelelim yazarın (benim okuduklarım arasında) edebi yönü en zayıf kitabı oldu. Tarihe not düşmek adına yazılmış belli ki ( ki bu noktada çok değerli) ama bu edebi yönüne engel mi diye düşünmeden de edemiyorum. Sonunu beğenmedim, kapak tasarımını aynı şekilde
Tunç Şahin bu sezon beğenerek izlediğim Canavar adlı tiyatro oyunun yönetmeni. Misafir Odası ilk podcast işi. Arkası yarın tatlılığında bir podcast dizisi denilebilir. İlk bölümü yayınlanır yayınlanmaz izledim. Çok sevimli. Aslı İnaldık ve izlemekten çok keyif aldığım bir isim olan Güven Murat Akpınar vardı ilk bölümde. İleriki bölümlerde Derya Alabora, Serkan Keskin de olacak. Şahane değil de ne?
https://podcasts.apple.com/us/podcast/misafir-odas%C4%B1/id1730988120
Şiir seviyorum, şiir üzerine yapılan şarkılara daha çok dikkat kesiliyorum. Bir de mevzu Hüsnü Arkan ise nasıl dinlemeden bile mutluluk duyar insan? Hele bir de dinleyince. Yirmili yaşlarında şiirler üzerine yazdığı şarkıları bir albümde topladı. Kendisine klasik müzik piyanisti Dengi Ceyhan da eşlik etmiş. İyi ki de etmiş.
Harbe giden sarı saçlı çocuk
Yine böyle güzel dön;
Dudaklarında deniz kokusu
Kirpiklerinde tuz
Harbe giden sarı saçlı çocuk.
O.Veli Kanık







