Çok zamandır yazmadığım bloğuma başlığı değiştirip dönme
kararı aldım. Karar alması kolay, esas olan işi eyleme dökebilmek diyerek
sıvadım kolları.
Geçip giden haftada bir kültür sanat etkinliğine katılmışsam,
bir kitap bitirmişsem buraya not düşerim, bir dijital arşiv yaratırım kendime
diye yola çıktım en çok da. Yazma eylemine yönelme isteği yayınlarsam ve okumak
isteyen olursa belki yol gösterici olur fikri de peşi sıra geldi.
Hadi başlayalım bakalım.
Bu yıl tiyatro sezonunu çok merak ettiğim bir oyunla açtım. Biletlerini
üç ay önceden alıp heyecanla bekledik desek abartmış olmayız. Edebiyatın en
önemli kalemlerinden A.Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü eserini
Serdar Biliş’in nefis rejisi ve böylesi bir oyun en çok ona yakışırdı dediğim
Serkan Keskin’in harika oyunculuğuyla izledim. Oyundaki bütün karakterleri
S.Keskin’in canlandırdığı hikayede ( elliden fazla) sinema ve tiyatro iç içeydi
ve bu çok farklı güzel bir deneyimdi.
Zorlu PSM’de iki
arkadaşımla birlikte izledim, hızımı alamamış olmalıyım ki on gün sonra
Bursa’da oynayacak olduğunu duyar duymaz bir arkadaşıma daha bilet aldırdım. J
Oyuna gitmeden önce Deniz Yüce Başarır’ın Mimar Sinan Güzel
Sanatlar Üniversitesi rektörü Handan İnci ile eser ve yazar hakkındaki coşkulu
yanı sıra keyifli sohbetini dinlemiş olmak da güzeldi.
https://ben-okurum.simplecast.com/episodes/saatleri-ayarlama-enstitusu-GFkxt1NB
Oyun hakkında ayrıntılı bilgiye Saatlerkolektif instagram
sayfasından ulaşılabilir.
Haftanın bir sonraki sanatsal çabası başarısızlıkla
sonuçlandı. Benimle birlikte pek çok tiyatroseverin hatta. Tahmin etmesi zor
olmasa gerek. Oyun Atölyesi 20 yıl sonra Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer’in bir araya geleceğini duyurduğunda sevinç ve
heyecan dalgası sardı hepimizi. Kel Diva oyununun kadrosu, prova süreci
yakından takip edildi ve geldi çattı biletlerin satışa çıkacagı gün J Kendimce stratejiler
belirlesem, eşimi ve bir arkadaşımı sürecime dahil etsem de olmadı olamadı. Site
çöktü. En büyük hatayı o gün Oyun Atölyesine gitmemekle yaptığımı anladım ama
iş işten geçmişti. Bir gün sonra farklı sahnelerdeki bilet satışları Passo
üzerinden oldu ve anında tükendi. Beklediğim bir durumdu aslında. Sezon içinde
kendi tiyatro sahnelerinde izlemeyi umuyorum. Ne diyelim çabamıza sağlık.
https://www.oyunatolyesi.com/
Türkiye’nin ilk modern ve çağdas sanat müzesi olan İstanbul
Modern bu yıl içinde yeni yerine geçti. Bense okulların açılmasını bekledim
gitmek için. En üst kattan başladık gezmeye. Seyir terasında su içinde kuşları
bir tarafında Galata diğer tarafında tarihi yarımada siluetiyle izlemek de bir
sanat eserini izlemekti adeta.
N.Bilge Ceylan’ın ‘Başka Bir Yerde’ adındaki fotoğraf sergisi
kısa süreli sergilerde ‘Biz Buradayız’ ve ülkenin önde gelen pek çok sanatçının
eserlerini görmek mümkün şu an için.
https://www.istanbulmodern.org/
Gelelim edebiyata. Son dönem genç çağdas yazarlara hayranım.
Pelin Buzluk da onlardan biri. Son kitabı ‘Yer Değiştiren Sular’ İletişim Yayınları’ndan
çıktı. Ben de bir solukta okudum bitirdim. Sadece Abla öyküsünü Sibel Oral’ın ‘Otobüsün
Penceresinden’ kitabında okumuştum. Diğerlerini ilk kez okudum. Dili ve anlatımı
hem çok sade hem de çok etkileyici
‘Neredeyse inanabilirdim iyiliğe insanların birbirine arka çıkabileceğine.
Bütün çocukluğumu ezip geçen analığımı beni kimsesiz bırakan babamı
unutabilirdim.’
Sadece genç yazarlar değil genç müzisyenler de çok başarılı doğrusu. Geçtigimiz hafta ‘Sorma’ adında yeni şarkısı çıkan Selin Çıngır da onlardan biri. Günebakan’ı Ellerinin İzi’ni kaç kere dinledim kimbilir. Sorma da aynı şekilde dinlenilecek gibi duruyor.
Bu haftalık bu kadar. Bakalım haftaya neler bekliyor. Sağlıkla
ve sanatla kalalım

