28 Nisan 2024 Pazar

Türkiye'nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Müzesi'ne gitme fırsatı bulduk ailecek. Teknoloji ve sanatın uyumu çok etkileyiciydi. Geleneksel müze anlayışından öte interaktif uygulamalar, yapay zeka, dokunmatik ekranlar seyircinin etkileşimini arttıran unsurlardı. Oğlumuz için gitmiş olsak da tüm katılımcılar için farklı ve güzel deneyim sunduğunu gördük. İBB 'nin öncülüğüyle çağdaş ve yenilikçi bu müze Şubat 2024'de açıldı. Çıkışta İstanbul Kitapçısı'na uğramak, bir kahve içmek  keyfi daha da arttırmakta. Her gün 09.00  18.00 saatleri arasında ziyarete açık. 


Hemen yakınında yer alan Miniatürk'e uğramadan dönmek olmazdı. Kısa bir Türkiye turu olarak tanımlanması çok yerinde. 400 yıllık tarihin 1/87 oranında küçültülmüş modellerini görüyoruz. İstanbul'dan 60 Anadolu'dan 63 eser yer alıyor. Her gün ziyarete açık.


https://www.passo.com.tr/en/event-group/miniaturk-istanbul-muzeleri/137613

Shakespeare'nin 'Bir Yaz Gecesi Rüyası' isimli oyunundan uyarlanan 'Bir Gece Masalı' adlı çocuk oyununu Gazhane Sevda Şener sahnesinde izledik. Arkadaşlık vurgusu yapan bu oyunda dekor, oyunculuklar yine güzeldi. Ben diğer oyunlar kadar iyi bulmasam da çocuklar fazlaca katılım gösterdi, bol bol güldü.


https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/oyun/bir-gece-masali

Aynı gün bir de yetişkin oyunu izledim. Alan Kadıköy'de tabii ki. Uğur Kanbay'a ve sergilediği Eylül oyununa dair çok iyi yorumlar okudum ve listemdeydi. Nihayetinde izleme şansı buldum. İyi ki de bulmuşum. Bu çarpıcı metni de kendisi yazmış oyuncu. Gerçek bir hikaye.28 yaşında trans bir kadın olan Eylül anlatıyor biz izliyoruz. Ailesinden, aşık olduğu adama, askerlik muayenesinden, nasıl buralara geldiğine, yalnızlığına, kahkahasına, acısına, zorlu hayatına yakından bakıyoruz. Öyle nefis bir oyunculuk sergiliyor ki Uğur Kanbay ben karşımda gerçek bir Eylül gördüm. Bir transın hayatının aslında bildiğimizden, tahmin edebileceğimizden de zor olduğunu tokat yemiş gibi öğreniyoruz. Seyirciyle kurduğu diyaloglarla gülüp Eylül'in hayatıyla, yaşadıklarıyla şaşırdık, utandık, acı çektik. 2 perde 110 dakikalık oyun tek kelimeyle müthişti diyebilirim.


https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/eylul

Miras kitabının hemen ardından Vigdis Hjorth'un Türkçeye çevrilen son kitabı Postane Günlükleri'ni okudum. Varoluşçu bir metin diyebiliriz. Günümüz insanının yalnızlığına, yabancılaşmasına dair bir roman. Rutinlerin sıkıcılığı, gelecek kaygıları kahramanımız Ellinor'un dünyasında boy gösteriyor. 'Peki bu dünyayı yıkmak daha mutlu bir dünya yapmak mümkün mü' 'Hayata anlam katma çabası ne kadar değerli. Konu çok güzel, bir önceki kitaba göre umutlu da ama ben etkilenmedim. Miras kadar iyi bulmadığımdan belki de. Anlatımı biraz dağınık buldum ya da ben hakimiyet kuramadım bilmiyorum ama bildiğim şu ki Norveç edebiyatından bir yazar tanıyıp iki kitabını okumuş olmaktan ötürü mutluyum. 


Bu haftanın şarkısı Jim Croce'dan Time in a Bottle. 

Eğer zamanı bir şişenin içinde saklayabilseydim...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder