22 Ağustos 2011 Pazartesi

BİR YARIM UMUT




Hani bazen okuduğumuz kitap bizi sarıp sarmalar, karakterler gerçekmiş gibi gelir, bir sokağı dönünce karşımıza çıkacaklar, bize merhaba diyeceklermiş gibi hissettirir ya, tam da öylesi kahramanları olan bir kitaptı Yolgeçen Hanı. Bu hissi sadece okurlar değil yazarlar da hissediyormuş meğer. Onları adı geçen mahallelerde göreceğini sanan yazarımızdan öğreniyoruz bunu. Ayrıca, yazma sürecinde kıskanç bir sevgiliye döndüğünü, hiç bırakamadığını ve onun tarafından da bırakılmak istenmediğini belirtiyor Pınar Selek. Adalet mücadelesinde çektiği acılardan kendisini kurtardığını da ekliyor, bir röportajında.
Roman, 12 Eylül sonrası hayatları farklılaşan insanların kesişen hikayelerini anlatıyor bize. Farklı sınıflardan, farklı kültürlerden insanlar ve arka planda politik gelişmeler mevcut. Sadece o dönemlerin değil geçmişin de ortak acıları bazı kahramanların yaşadıklarıyla bize aktarılıyor. Bütün bunlar, dostluk ve dayanışma hikâyeleriyle harmanlanıyor ve bana göre romanı sımsıcak yapan da bu oluyor. Devrimci Elif, müzisyen Hasan, annesiyle oturan Sema, Artin Usta, ondan pek çok şey öğrenen hiçbir yere gidemeyen Salih, Eczacı Cemal ve birçok renkli insan. Kahramanların neler yaşayacağı, yollarının nerelere varacağı merakla bekleniyor. Onlarla hüzünlenip, öfkelenirken sessizce tanıklık etmediğini, o paylaşımın içinde hissettiğini fark ediyor insan.
Ermeni, Kürt sorunları, 12 Eylül ve sonrasındaki tahribat, devrimci mücadele, adanmışlık, göç, aidiyetsizlik, edebiyat, sanat gibi pek çok konu var ama her şeye değineyim halinde değil, hepsi yerinde, samimi, birbirine geçmiş hikayeler. Yazarın romancılığıyla da tanışmış oluyoruz bu kitap sayesinde. Konunun sürükleyiciliği kadar anlatımdaki akıcılık, berrak dil ondan pek çok kitap okuyacağımızı müjdeliyor.
Kaçışın değil arayışın romanı diyebiliriz Yolgeçen Han’ına, bu romanın sonuna da yansımış, yazar umudun kapılarını aralamış ve belirgin bir son sunmamış bize.
Neredeyse her yazar gibi Pınar Selek’e de kitaptaki karakterlerden birinin kendisi olup olmadığı soruluyor ama o birçok insanla tanıştığını, farklı deneyimleri olduğunu belirterek ancak kitabın bütününün biyografisi olabileceğini dile getiriyor.
Son olarak, Pınar, sık aralıklarla gündeme gelen ve onu dayanılması güç acılara sevk eden  davalarından öte, başka gündemleri, başka ve güzel çalışmaları olan biri. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder