3 Şubat 2024 Cumartesi

Nermin Yıldırım'ın Bavula Sığmayan adındaki son kitabını okuyup sevmiştim. Kitap Aile Yalanları adında üç bölümden oluşan bir novellayla başlıyor. İç burkan ama yanı sıra güldürerek aile kavramını, bir nevi hesaplaşmayı ele alıyordu. İşte bu novella tiyatro sahnesinde. Yine yazarımızın uyarlaması, Hakan Emre Ünal'ın yönetmenliği ve tesadüf bu ya yıllar sonra tiyatro sahnesine dönen üç ismin; Melisa Sözen, Ülkü Duru ve Müfit Kayacan'ın oyunculuğuyla sahneye taşındı.

Ailenin kızı Belgin anne Müzeyyen ve baba Kamuran'ın aynı olaylar karşısındaki farklı bakış açılarına ve duygularına şahit oluyoruz. Onları yakından izlediğimizde daha çok anlıyoruz. Pek çok kişi kendinden, ailesinden izler de bulacaktır eminim. İletişimsizliğin ne büyük dert olduğunu, aile gibi en sıcak adlandırılan yapıda dahi sorunları doğurduğunu ve hatta buradan yol aldığını görmek mümkün.

Oyuncular ara verdikleri zamanın acısını çıkarıyorlardı adeta. Ülkü Duru'yu yıllar önce DT izlediğimde çok etkilenmiştim. Aynı güzellikteydi. Melisa Sözen tiyatro sahnesine de çok yakışmış diye düşündüm oyun boyu. Müfit Kayacan ne büyük enerjiye sahipti öyle ve hepsinin birlikteliği güzel bir oyun çıkarmış ortaya. Işık oyunları ön plandaydı ve başarılıydı. 

Hem kendimiz olup hem sevebilecek miyiz birbirimizi?


https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/aile-yalanlari-1

Haftanın bir başka oyunu müzikli çocuk oyunuydu. Pat Pat Patara. Yekta Kopan'ın yazdığı Lerzan Pamir'in yönettiği bu tatlı oyunu İş Sanat Sahnesinde izledik, ailecek. Sömestr dönemine denk gelen  oyunun ilk gösterimini yakaladığımız için bitimindeki coşkuya da ortak olduk. Geçen sene yine aynı sahnede ve aynı yazardan Robot Pinokyo'yu izlemiştik. Aynı şekilde orkestra vardı bu oyunda da. Özge Fışkın başroldeydi, şarkılar dinleyebildik kendisinden. Patara Antik kentinde geçen oyun çocukları ve tüm seyircileri maceraya davet ediyordu, içinde geçen bilmeceyi çözmeye çalışarak. Meraklandık, bilgilendik ve eğlendik. 



Sevgi Soysal'ın Yürümek kitabını okuyup bitirdim en son. 12 Mart edebiyatı denildiğinde ilk akla gelen yazar kendisi. Yazdıklarında siyasi duruşunu, feminizmini de bulmak mümkün. Önsüzünde Ömer Türkeş'in de belirttiği gibi Mehmet ve Ela'nın aynı zaman diliminde ayrı mekanlarda çocukluktan yetişkinliğe geçişleri ve rastlantıyla karşılaşmalarından doğan aşklarını içeriyor. Bireyin iç dünyası, cinselliğe olan yabancılık, dar zihniyetler öte yandan karşı duranların düşünce dünyasına davet ediyor okuru. 




Son günlerin en güzel ve enerji veren şarkısı benim için bu. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder