Cumartesiler güzeldir. Hele kolunuzun altında kitaplarınızla imza gününe gidiyorsanız.
Kartal'da Zeugma Kitap&Kafe'de sokaga taşan bir kuyruk karşıladı bizi.Ne çok özlemişim böylesi bir atmosferi.Söyleşi için doldurduk kafeyi ve hatta dışarıdan dinledi pek çok kişi yer kalmayınca.( Ses sistemi ve havanın ılık oluşuyla hiç sıkıntı yaşanmadı)
Karacaoglan, Yunus, Nazım gibi büyük şairlerin ve
şiirlerinin eteklerinde tek bir şiir yazdım diyebiliyorsam ne mutlu bana diyerek
başladı Şükrü Erbaş söyleşiye.Yazdıgın her şiir tüm o şiirleri tekrar yazmaktır
aslında diye belirtti.
Konu şiir konuşmacı şair olunca şiirler de de okundu elbette ki ama şair kendi sesine hapsediyor bu şekilde şiirleri o yüzden siz kendi sesinizle okuyun diye de tembihledi bizi.
Nasıl yazıyorsunuz? Sanırım bir yazara/şaire sorulan ilk
soru.
‘Gökten ayet inmiyor tabi bize J N.Ertaş’la yaptıgım
röportajda sormuştum ben de nasıl çıkıyor bu türküler diye,şaşırdı,anlayamadı
bir müddet.Bir bardak dolar ve taşar dedi.
Valery şiirde ilk dize Allah vergisi gerisi alın teridir
der.Neşet’in taşma anı dediğidir bu.
Yalnızlıgıma çekilirim ana rahmine çekilir gibi.Hiç bir ses,hiçbir harf
rahatsız etmemeli.’
Peki kime bu şiirler? Kimi anlatır ve de neyi?
‘Ortak keder.
Kederin simgeledigi bir dünya şey var.Bu kültürün
bilinçaltını it gibi biliyorum.Sadece benim acım değil.Kendi acından çıkacaksın
yola ama ortak bilinçaltına varacaksın.Bir söyleşimde genç bir kız gelip
sarıldı bana aglayarak bizim evimizde yaşananları size kim anlattı diye.Kültürel
ana rahmim bana çok erken yaşlarda mazlumun yanında yer almayı öğretti.Masallarımızdır
bu,türkülerimizdir.Benim kalbim erken yaşta büyümeye başladı.
Mevlana der ki senin kabın küçükse deryanın bunda suçu ne?
Yoksa sen o şiiri okudugunda duvara çarpmazsın.Aynı acılarla
mutsuzuz.’
Okur dayanma gücü buluyor odasına kapanıp okuduğunda.Şiire
dönüşmüş olarak görüyor yaşadıklarını,hissettiklerini.
Okudugunuz
kalbinizdir.
Bizler birbirimize ait olduğumuzu unuttuk diyor Menuhin.
Yalnızlıktan geberiyorken şiir bizi ortaklaştırıyor diyebiliriz.
Şiirleriyle bizi huzursuzluga davet ediyor Şükrü Erbaş.Okullara
gittiğini,öğrencilerle şiir üzerine sohbet ettiğini belirtirken soruyorum diyor
öğretmenleriniz soruyor mu şair bu dizelerinde ne demek istemiş? Eveeettt diyorlar.Şiirin
ne demek istediği değil ne hissettiğindir aslolan.
Devrime,aşka ve şiire aynı anda başlayan şair o şahane şiiri
Ömür hanım’ı 1983’de yazmış.Bir iç konuşma,bir monologdur Ömür Hanım.Yazmak
Sartre’ın dediği gibi ey insanlar benim diyeceklerim var demektir.Ben de diyeceklerimi
şiirle belirtiyorum diye ekliyor.
Baba nedir sizin için? Neyi simgeler diye sorulduğunda
Baba devlettir,şiddettir diye cevaplıyor.Ne üzücü ne korkunç
çocuğuna bir sevgi sözcüğü söylemeden
ölüp gitmek.
Şiirle bagışladım babamı diyor.Yoksa sevemeyecektim
çocuklarımı,eşimi.Halkayı kırdım.
Biz okurlar okuyup etkilendiğimizde nasıl işte bu diyorsak
şairler de diyormuş merak etmeyin J
Dünyaya bir kere çocukken bakarız gerisi hatıradır.(Louise
Gluick) cümlesine denk gelince şair de heyecanlanmış.
Şiir geçip gittiklerimizi,göremediklerimizi önümüze koyar.
Varolsun yolumuza ışık tutanlar.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder