29 Kasım 2021 Pazartesi

Şükrü Erbaş söyleşisinden geriye kalanlar

 


Cumartesiler güzeldir. Hele kolunuzun altında kitaplarınızla imza gününe gidiyorsanız.

Kartal'da Zeugma Kitap&Kafe'de sokaga taşan bir kuyruk karşıladı bizi.Ne çok özlemişim böylesi bir atmosferi.Söyleşi için doldurduk kafeyi ve hatta dışarıdan dinledi pek çok kişi yer kalmayınca.( Ses sistemi ve havanın ılık oluşuyla hiç sıkıntı yaşanmadı)


Karacaoglan, Yunus, Nazım gibi büyük şairlerin ve şiirlerinin eteklerinde tek bir şiir yazdım diyebiliyorsam ne mutlu bana diyerek başladı Şükrü Erbaş söyleşiye.Yazdıgın her şiir tüm o şiirleri tekrar yazmaktır aslında diye belirtti.

Konu şiir konuşmacı şair olunca  şiirler de  de okundu elbette ki ama şair kendi sesine hapsediyor bu şekilde şiirleri o yüzden siz kendi sesinizle okuyun diye de tembihledi bizi.



 Nasıl yazıyorsunuz? Sanırım bir yazara/şaire sorulan ilk soru.

‘Gökten ayet inmiyor tabi bize J N.Ertaş’la yaptıgım röportajda sormuştum ben de nasıl çıkıyor bu türküler diye,şaşırdı,anlayamadı bir müddet.Bir bardak dolar ve taşar dedi.

Valery şiirde ilk dize Allah vergisi gerisi alın teridir der.Neşet’in taşma anı dediğidir bu.

Yalnızlıgıma çekilirim  ana rahmine çekilir gibi.Hiç bir ses,hiçbir harf rahatsız etmemeli.’

Peki kime bu şiirler? Kimi anlatır ve de neyi?

Ortak keder.

Kederin simgeledigi bir dünya şey var.Bu kültürün bilinçaltını it gibi biliyorum.Sadece benim acım değil.Kendi acından çıkacaksın yola ama ortak bilinçaltına varacaksın.Bir söyleşimde genç bir kız gelip sarıldı bana aglayarak bizim evimizde yaşananları size kim anlattı diye.Kültürel ana rahmim bana çok erken yaşlarda mazlumun yanında yer almayı öğretti.Masallarımızdır bu,türkülerimizdir.Benim kalbim erken yaşta büyümeye başladı.

Mevlana der ki senin kabın küçükse deryanın bunda suçu ne?

Yoksa sen o şiiri okudugunda duvara çarpmazsın.Aynı acılarla mutsuzuz.’

Okur dayanma gücü buluyor odasına kapanıp okuduğunda.Şiire dönüşmüş olarak görüyor yaşadıklarını,hissettiklerini.

Okudugunuz kalbinizdir.

Bizler birbirimize ait olduğumuzu unuttuk diyor Menuhin.

Yalnızlıktan geberiyorken  şiir bizi ortaklaştırıyor diyebiliriz.


 

Şiirleriyle bizi huzursuzluga davet ediyor Şükrü Erbaş.Okullara gittiğini,öğrencilerle şiir üzerine sohbet ettiğini belirtirken soruyorum diyor öğretmenleriniz soruyor mu şair bu dizelerinde ne demek istemiş? Eveeettt diyorlar.Şiirin ne demek istediği değil ne hissettiğindir aslolan.

Devrime,aşka ve şiire aynı anda başlayan şair o şahane şiiri Ömür hanım’ı 1983’de yazmış.Bir iç konuşma,bir monologdur Ömür Hanım.Yazmak Sartre’ın dediği gibi ey insanlar benim diyeceklerim var demektir.Ben de diyeceklerimi şiirle belirtiyorum diye ekliyor.

Baba nedir sizin için? Neyi simgeler diye sorulduğunda

Baba devlettir,şiddettir diye cevaplıyor.Ne üzücü ne korkunç  çocuğuna bir sevgi sözcüğü söylemeden ölüp gitmek.

Şiirle bagışladım babamı diyor.Yoksa sevemeyecektim çocuklarımı,eşimi.Halkayı kırdım.

Biz okurlar okuyup etkilendiğimizde nasıl işte bu diyorsak şairler de diyormuş merak etmeyin J

Dünyaya bir kere çocukken bakarız gerisi hatıradır.(Louise Gluick) cümlesine denk gelince şair de heyecanlanmış.

Şiir geçip gittiklerimizi,göremediklerimizi  önümüze koyar.

Varolsun yolumuza ışık tutanlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder