Yumurtayla yatıp, yumurtayla kalkıyoruz şu günlerde. Neyse ki biraz olsun azaldı da biz de bir ohh dedik. Bana da - bir çok kişiye yaptığı gibi- üzerine bir şeyler düşünülüp yazılabilir hissi verdi.
Her şey öğrencilere yapılan saldırıyla başladı. Üniversiteler üzerine birileri konuşurken konuya dahil olmaları gereken öğrenciler 'sizin payınıza bu düştü' denilerek, şiddete maruz bırakıldılar, pek çok defasında olduğu gibi. Üniversitelerde söz hakkı edinmek, sivil polisleri etraflarında görmek istememek gibi taleplerle alanda bulunanlar; şiş suratlarla, kaybettiklerleri bebeklerle ve haksızlığa uğramanın verdiği öfkeyle ayrıldılar. Bizlere de bunun utancını tartışmayı bıraktılar. Gerçi utanç duymaktan öte, esas şiddet polise uygulandı gibi akıl almaz cümleler bile edildi.
Sonrasındaysa Ankara Üniversitesi'nde öğrencilerin Burhan Kuzu'ya attıkları yumurta; sadece yumurta değil bomba etkisi yarattı adeta. Bunun üzerine yazıldı, çizildi, tartışıldı, gına getiren espriler yapıldı. Çok geçmeden bu kez yazar Roni Margulies'e İHD çatısı altında 'Çok kültürlülük perspektifinde barışın dilini kurmak' konulu panelde, kendine ilericiyim diyenler tarafından yine yumurtalı saldırıda bulunuldu. Bu yumurta eylemleri ne kadar demokratiktir diye sorular da peşi sıra geldi. Pek çok görüş ortaya atıldı. İktidar temsilcisine atılması muhalefete, bir yazara atılması hoşgörüsüzlüğe işaret eder diye.
Herhalde bu kadar derken ODTÜ'lü anarşistler 'Yumurta bir canlının bebeğidir' diyerek, hiç farketmediğimiz tarafa yönlendirdiler bizi. Onlar der ki yumurta bir direniş aracı olamaz, haksızlar mı?
Heyecanlandırdığı kesin, düzen partisinin temsilcisine enerjisi bol, heyecanlı gençler tarafından bunların yapılıyor oluşu. Sıkıntı aslında tam da burda başlıyor. Düşüncelerimizi birilerine, bir şekilde saldırarak ifade etmek, yumurta olur, bir başkası olur, ne kadar doğrudur. Hele ki bir yazara görüşleri bize uygun değil, değerlerimize hakarettir yaptıkları diye saldırmak ve ardından da 'can yakıcı bir eylem değildi, bizler saldırıya uğradık' açıklaması yapmak. Sanırım eylem, eylemin içeriği, nasıl bir dünya istediğimiz ve onu nasıl şekillendireceğimiz üzerine hepimizin düşünmesi gerekiyor. Hele de toplumun önünde itici güç oynadığını düşünen kesimler çuvaldızı bir zahmet kendilerine batırsalar, ne kadar iyi ederler. Baskın Oran'ın yazdığı gibi ''Böyle devrimci, anti emperyalist gençler varken faşistlere ne gerek var'' dedirtmeyin lütfen.
Anarşistler haklı. Her şeye farklı gözle bakmanın zamanıdır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder